Öykü
Perihan’la Alakadarlar Cemiyeti
Ferat Emen
Everest Kitap

Başka bir öyküsü var Ferat Emen’in. ‘Hüsniye Hanımın Ağzı’ adlı ilk kitabında çok şey göstermişti okurlarına. İkinci öykü kitabı ‘Perihan’la Alakadarlar Cemiyeti’ hem ilk kitabın bir şans atımı olmadığını hem de çıtanın daha da yükseldiğini gösteriyor. Kurgusu, dili, meselesi, anlatımı… Her şey birbirine o kadar iyi bağlanmış ki, hiçbir yerinden aksamıyor öyküler. Her öyküden önce bir cümlelikten bir buçuk sayfaya kadar uzanan epigraflar, aslında birer iç öyküler okuyoruz önce. Sonra asıl öyküye geçiyoruz. Asıl öykü demem, lafın gelişi, yoksa bir arada hepsi… Kitabın ‘besmele’ ile açıldığını ayrıca belirtmek gerek. Tuhaf biçimde geleneksel bir anlatımla, dille yine geleneksel şeyler anlatıyor Emen. Ancak bir halk anlatısından söz etmiyorum. Bu toprakların çok iyi bildiği ve en sevdiği öykü biçiminden söz ediyorum. Ancak bunu öyle bir şekilde kullanıyor ki yazar, bir o kadar çağdaşlığı, yeniliği aklınızı başınızdan alıyor. İyi Türkçesi kadar metinlerdeki ‘doğal cinsellik’ ileriki yıllarda üzerine uzun uzadıya araştırma yapılacak bir unsur! Birkaç hafta gecikmeli söz ediyorum bu güzel öykü kitabından, siz daha fazla gecikmeyin okumak için. Ödül hak eden bir öykü kitabı çünkü!
Roman
Ölümden Beter Yaşamlar
İlker Aksoy
Sel Yayıncılık

‘Ölümden Beter Yaşamlar’ bir ilk kitap. Usta işi bir kitap. İncelmiş, rafine bir dil hiç aksamadan bütün roman boyunca ve üst seviyede devam ediyor. Olağanüstü anlatıyor İlker Aksoy. Anlatıcının, adı geçen kahramanların, adı geçmeyen yan kahramanların, asıl olayı yaşayanların ve onların hayatına giren çıkanların tek tek bütün seslerini de duyduğumuz bir roman bu. Onun için alışılmışın dışında başlıyor, parçalı ve birçok yönden sinematografik kurgusu ile hiçbir geçişte aksamadan, anlatıcıdan birinci kahramana, ondan karşısında konuştuğu kahramana, oradan o kahramanın gün içinde yaşadıklarına geçiyoruz. Sonunda afallatacak bir olay ve bunun aktarımı ile bitiyor! Kitaplar hakkında bir şeyler söylerken, sayfa sayısıyla nadiren ilgilenirim. Hele 317 sayfalık bir kitapsa gerek yoktur. Ancak 318 sayfaya taşsaydı fazla, 316’da bitseydi eksik kalacak, tam kıvamında, ölçüsünde bir roman bu. ‘Çaresiz’, ‘umursamaz’, ‘lanetli’ karakterleriyle, ‘beklenen’ şey/felaket metaforuyla birçok ustaya selâm eden bir roman ayrıca.

Sosyoloji
Modernite İçinde Bir İnanç Deneyimi Örtünme
Didem Arvas Balta
İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

90’ların sonunda üniversitelerdeki yasaklarla herkesin, daha yoğun biçimde gündemine giren ‘türban, tesettür, örtünme’, yakın tarihin ve siyasi arenanın en çok bahsi geçen tartışma konularından birisi. Belki o yıllardaki ‘tepki’ ve tartışma ortamı olmasaydı birçokları bunun bir ‘konu/mesele’ olduğunun farkına bile varamayacaktı! Ki kimileri için “gerektiği zaman yine bir” hazır gündem konusu olmaya aday! Peki nasıl veya neden? Bu önemli olguyu, hem modernite, kamusal alan bağlamlarında hem de inanç açısından ve sosyal yaşam üzerindeki etkisine dair tüm yönleriyle ele alıyor Didem Arvas Balta. Örtünen ve örtünmeyen bütün kadınlara kapsamlı bir bakış. BUgünleri daha iyi anlamak için önemli bir anahtar kitap.

Tarih
İstanbul’un Ortodoks Esnafı 1833-1860
Aleksandros Paspatis Çev.: Marianna Yerasimos
Kitap Yayınevi

Tek kelimeyle ‘kusursuz’ bir tarih-belge kitabı. Eksiksiz ve ilk sayfasından sonuna kadar sahih belgeleriyle bir zaman tüneli demeli belki de. Aleksandros Paspatis, Balıklı Rum Hastanesi Kayıtları’na göre 1833-1860 yılları arasında İstanbul’daki Ortodoks esnaf hakkında bilgi veriyor. Hem bir dönemin ‘kozmopolit’ yapısını ortaya koyuyor, hem ‘meslek dağılımını’ gösteriyor, hem de aylara, yıllara göre değişen hasta kayıt sayısı üzerinden ‘sağlık’ çizelgesini. Haliyle tek hamlede çok şey söylüyor. Tarihçisi, edebiyatçısı, senaristi, yönetmeni, meraklısı, gazetecisi, ilgilisi… Herkes okumalı!

Kaynak: Hürriyet

Bu özel bir profildir . Bu profili görüntülemek için izin verilmez